Ses 101

  • Moving Coil Nedir?

    Döner Bobinli (MC) Kartuş Nedir?
    Adından da anlaşıldığı gibi, bu tip jeneratörler, sabit bir mıknatısla etkileşime giren devingen bir mıknatıs yerine, tam tersi bir sistemle işlemektedir. Ancak bu yine de Faraday kanunuyla işler, zira sabit bir manyetik alan içerisinde hareket eden bir iletken, değişen bir manyetik akım yaşar. Geniş bir kalıcı mıknatıs belirli bir konuma sabitlenmiştir ve ona iliştirilmiş olan iki kutup pabucu arasındaki boşlukta güçlü bir tek tip manyetik alan yaratır. Boşluğa doğru kauçuk bir tamponla aşağı sallandırılmış olan armatür, jeneratör bobinini taşır ve bu da dirsek vasıtasıyla iğneye bağlanır. İğne plağın yivini izlerken, bobin manyetik alanda döner ve onun içinde buna karşılık bir elektromotor kuvvet oluşur. Döner kütlesi pivot noktasına çok daha yakın olduğundan, durağanlık azalır ve böylece MM tipi kartuşlara kıyasla üstün bir geçici cevap elde edilir. Aynı zamanda stereo bobinleri manyetik alanın içine düzgünce yerleştirmek daha kolaydır ve buna bağlı olarak daha iyi bir kanal dengesi ve çapraz konuşma rakamları elde etme potansiyeli de yükselir.

    Kütlenin düşük tutulabilmesi için bobin yalnızca birkaç sarımlık tel içerir, böylece bir devingen mıknatıslı tasarıma kıyasla çok daha düşük bir çıkış üretir (tipik olarak 0,5 mV). Bu sebepten ötürü MC kartuşlar için özel bir yüksek kazançlı fono katına ve daha düşük yük empedansına ihtiyaç duyulur ve bu yüzden de normal bir MM fono çıkışıyla kullanılamaz. Hem endüktansının hem de dahili rezistansının düşük olması sayesinde MC jeneratör, fono katı ve konnektörler tarafından sunulan yük kapasitansından etkilenmez ve böylece çok daha düz ve daha uzun bir frekans cevabı elde edilir. MC fono katları genellikle kartuştan kişinin zevkine göre bir ses elde edilebilmesi için çeşitli yük seçenekleri sunarlar.

  • Moving Iron Nedir?

    Döner Demir (MI) Kartuş Nedir?
    Bu tip jeneratörler işleyiş bakımından devingen mıknatısa benzer ancak aradaki tek fark küçük bir kalıcı mıknatıs yerine çok hafif, içi boş bir geçici mıknatıs kullanılmasıdır. Bu, jeneratörün hareket eden parçalarının hafif manyetik alaşımlardan yapılabilmesi ve dolayısıyla daha düşük kütleye sahip olabilmeleri gibi bir avantaj sağlar; sonuç olarak da yiv duvarına daha doğru bir tepki elde edilir. Dirsek (cantilever) plak yivinden gelen mekanik titreşimleri içi boş armatüre iletir. Üzerine doğru sarkıtılmış olan geniş, sabitlenmiş, kalıcı mıknatıs tarafından içinde oluşturulan manyetik alan kutup pabuçlarının içinden geçen bir değişen manyetik “akım” başlatır ve buna karşılık sabit bobinlerde mekanik titreşimle orantılı bir elektromotor kuvveti oluşur.

    Bobin, plak ara kablolarıyla özel bir fono ampli girişine bağlanmalıdır, keza böylece kartuş tarafından oluşturulan düşük voltaj (tipik olarak 5mV), hoparlörleri sürebilecek şekilde birkaç volt kuvvetlendirilmiş olur. MI kartuşların hepsi nispeten yüksek çıkışlıdır ve akımın onları birçok entegre amplide standart olan temel fono girişiyle uyumlu hale getirecek şekilde akabilmesi için 47 kΩ yük empedansı gerektirir. Eğer amplinizde bir MM fono girişi bulunmuyorsa, bunu ayrıca satın alabilmeniz mümkündür.

  • Moving Magnet Nedir?

    Devingen mıknatıslı (MM) kartuş nedir?
    Bu tip güç çeviricilerin hepsi Faraday elektromanyetik iletim yasasına göre işler, yani bu değişken bir manyetik alana yerleştirilmiş olan bir iletkenin içinde, alanın içindeki değişimle orantılı şekilde tetiklenen bir elektromotor gücü elde edeceği anlamına gelir. Kalıcı bir mıknatıs demir çekirdekli bir bobinin kutuplarına veya onun yakınlarına doğru sallandırıldığında ve bu mıknatıs hareket ettirildiğinde bobin gerekli olan değişken manyetik akımla hareketlenecektir. Bir dirsek (cantilever), plağın yivinden iğne vasıtasıyla alınan mekanik titreşimleri doğrudan kalıcı mıknatısa aktarır. Onun yarattığı değişen manyetik alan, kutup pabuçlarının arasından geçen bir manyetik “akım” başlatır ve buna karşılık sabitlenmiş bobinlerde mekanik titreşimle doğru orantılı bir elektromotor kuvveti oluşur. Bu şekilde, plak yivlerindeki ondülasyon (dalga devinimi) olarak yakalanan ses dalgası, daha sonra kuvvetlendirilebilecek ve hoparlörler tarafından tekrar sese dönüştürülebilecek ufacık bir elektrik sinyaline dönüştürülmüş olur.

    Bobin özel bir fono ampli girişine pikap ara kabloları vasıtasıyla bağlanmalıdır keza böylece kartuş tarafından yaratılan düşük voltaj (tipik olarak 5 mV) hoparlörü sürebilecek düzeyde birkaç volt daha yükseltilmiş olur. MM kartuşların hepsi nispeten yüksek çıkışlıdır ve akımın onları birçok entegre amplide standart olan temel fono girişiyle uyumlu hale getirecek şekilde akabilmesi için 47 kΩ yük empedansı gerektirir. Eğer amplinizde bir MM fono girişi bulunmuyorsa, bunu makul bir fiyata ayrıca satın alabilmeniz mümkündür.

  • Audio nedir?

    Sesin oluşumu, iletimi, işitilmesi ve reprodüksiyonunu ilgilendiren alanın tamamına verilen Latince kökenli isimdir.

  • Hi-fi nedir?

    İşitilebilir ses spektrumunun tamamını kapsayacak biçimde ve orijinal sinyalde bozulmalara yol açmadan yapılan ses reprodüksiyonudur. İngilizce High Fidelity sözcüklerinin birleşmesinden oluşur. Sözcük anlamı olarak yüksek sadakat demektir ve kaydedilmiş orijinal müzik performansına olabildiğince yakın performansa işaret eder.

  • High end nedir?

    Sözcük olarak uç veya en yüksek nokta anlamındadır. Hi-fi terminolojisinde tasarlandığı ve üretildiği günün en yüksek teknik standartlarına sahip veya materyal kalitesi olarak erişilmesi güç kaliteye sahip özel üretim cihazlar için kullanılır. Bu tür cihazlar yalnızca teknik performansları ile değil, tasarım ve üretimlerindeki özgünlük ve yaratıcılık için de bu sınıfa dahil edilebilirler

  • Top end nedir?

    En üst uç nokta anlamına gelir. 21. yüzyılın başında ortaya atılmış bir kavramdır. High end sınıfına giren yüksek performanslı cihazların en pahalı ve çoğunlukla özel üretim olanlarının dahil edildiği bir sınıftır. Bu terimin anlamsızca pahalı cihazları rasyonel kılabilmek için uydurulmuş bir terim olduğunu savunan meraklıların sayısı oldukça fazladır

  • Preampli nedir?

    Zayıf ses sinyallerini güç amplifikatörünün algılayabileceği seviyeye kadar yükseltmeye yarayan ön yükselticidir. Genellikle kaynak seçimi, ses seviye kontrolü ve benzeri fonksiyonları da yerine getirir. Aynı zamanda CD çalıcı veya radyo gibi kaynak cihazlarla yükseltici arasında doğrudan bağlantı yapıldığında ortaya çıkabilecek empedans problemlerini de önler

  • Power ampli nedir?

    Kaynak cihazlardan veya preampliden gelen düşük elektrik seviyesindeki ses sinyallerini hoparlörlerin ihtiyacı olan yüksek voltaj ve akım seviyesine yükseltmeye yarayan cihazlardır. Preampli ile ayrı ayrı şasilerde olabileceği gibi entegre ampli formunda tek bir şaside de olabilir.

  • Entegre ampli nedir?

    Pre ve güç amplilerinin aynı şasi üzerinde tek bir cihaz olarak sunulduğu yükseltici tipidir. Ara bağlantı kabloları gerektirmediği ve yerleşimde pratiklik sağladığından müzikseverlerin çoğunluğunun tercih ettiği ampli tipidir. Bu tip amplilerde kaynak seçimi, ses kontrolü ve yükseltme işlemlerinin tümü tek cihazda yapılır

  • Pre/power ile entegre ampli arasında ne fark vardır? Hangisi daha iyidir?

    Pre-power formunda pre ve güç amplileri bağımsız şasiler üzerinde ayrı ayrı cihazlardır. Bu konfigürasyonun avantajları; güç amplisinin çektiği yüksek akımdan küçük sinyallerin işlendiği pre ampli devrelerinin etkilenmemesi, mono güç amplileri kullanıldığı durumlarda amplilerin hoparlörlerin hemen yakınına koyularak kablo kayıplarının önlenebilmesi ve yüksek güçlü ampliler kullanılmak istendiğinde bu cihazların sistemden uzaklaştırılarak ısı ve ağırlık gibi sorunlarının önlenebilmesidir. Entegre amplide ön yükseltici ve güç yükselticisi aynı kasanın içinde birlikte yer alır. Bu tip amplilerin en önemli avantajı kullanımlarının pratik oluşudur. Ayrıca, pre-power bölümleri arasında potansiyel olarak sorun ve kalite kaybına yol açabilecek kablolar da yoktur. Her iki tip amplinin de iyi formüle edilmiş başarılı tasarım örnekleri yüksek performans sunarken, özensiz üretimler hayal kırıklığı yaratabilir

  • Lambalı veya tüplü ampli nedir?

    Sinyal işleme ve yükseltme için vakum tüpleri kullanılan amplilerdir. Genel kanının aksine tüplü ses cihazları antik nesneler değil, iyi tasarlanıp üretildiklerinde günümüz standartları içinde oldukça yüksek performans sunan ürünlerdir. Genellikle yüksek performans almanın bedeli transistorlu amplilere göre daha yüksektir

  • Transistorlu ampli nedir?

    Sinyal işleme ve yükseltme için yarı iletken transistorları kullanan amplilerdir. Günümüzde yaygın olarak üretilen ve tercih edilen ampli tipidir

  • Solid state nedir?

    İngilizcede katı hal anlamına gelir. Elektronik terminolojisinde çeşitli elektriksel işlevleri olan katı haldeki yarı iletken devre elemanları için kullanılır. Modern cihazlarınızın içindeki hemen her yarı iletken (devrelerin üzerine lehimlenmiş çok bacaklı siyah dikdörtgenler gibi) elektronik parça Solid state türündedir

  • Tüplü ampli mi yoksa transistorlu ampli mi daha iyidir?

    Transistorlu ampliler elektriksel olarak daha verimlidirler, distorsiyonları daha düşüktür, yüksek güçlü tasarımların maliyeti tüplü cihazlara kıyasla daha düşüktür, hoparlörlerle uyum sorunları daha azdır, genellikle bakım gerektirmezler ve onarımları daha kolaydır.  Ayrıca transistorlu amplilerin çalışma sıcaklığı toleransları daha fazladır, genellikle mikrofoni yapmazlar, kendi iç gürültüleri oldukça düşüktür ve çalışma bant genişliği oldukça fazladır. Saydığımız avantajlarından dolayı kullanımları tüplü amplilere oranla çok daha yaygındır. Bunlara karşın, bazı kullanıcılar tarafından fazla steril ve inorganik olarak nitelenirler.  Tüplü ampliler orta seslerdeki doğallıkları, akıcılıkları ve bütünlükleri ile beğeni toplarlar. Özellikle vokal bölgesindeki gerçekçilikleri ve yumuşaklıları akustik müzik seven dinleyiciler için ciddi bir seçenek oluştururlar.  Aslında bu gerçeklik duygusu vakum tüplerin kalıtsal özelliği olan bazı tip distorsiyonların müziğe katkısından başka bir şey değildir.  Önerimiz;  farklı tasarımlarda transistorlu ve tüplü ampli örnekleri dinleyip kıyasladıktan sonra karar vermenizdir. Zira müzik sisteminizdeki her bir cihaz aynı zamanda sizin beğeninizi ve kişiliğinizi yansıtan birer enstrümandır.

  • Stereo nedir?

    Latince kökenli Stereophonia (özdeş ses) sözcüğünün kısa ve yaygın kullanımıdır. İki kulağımızla işitmemize benzer biçimde müzik reprodüksiyonunu ifade eder. İki veya daha fazla sayıda hoparlörün dinleyiciye eşit uzaklıkta yerleştirilmesi ve bağımsız kanallardan sürülmesi ile elde edilir. Tek kanallı mono dinlemeye kıyasla daha gerçekçi bir dinleme sağlar.

  • Mono nedir?

    Tek bir kanaldan yapılan kayıt veya dinlemeyi ifade eden Latince Monoaural (tekişitsel) sözcüğünün kısa ve yaygın kullanımıdır. Mono seste bir ya da birden fazla hoparlörden tamamen aynı ses gelir ve derinlik algısı sağlayan bilgi yoktur. Stereo teknolojisi öncesi yıllarda yapılan mono kayıtlar modern stereo sistemlerde dinlendiğinde ses hoparlörlerin tam ortasından geliyormuş gibi algılanır.

  • Stereo ve dual mono ampliler arasındaki fark nedir?

    Her iki ampli türü genel özellikleri bakımından oldukça benzer olmakla beraber bazı önemli farkları da vardır. Stereo amplilerde sağ ve sol kanallara ait devreler ayrıdır ancak bunları kontrol eden devreler ve güç kaynağı ortaktır. Dual mono yapıda ise aynı kasanın içinde ana güç trafosu dışında hemen hiçbir ortak elemanı olmayan iki ampli çalışır.  Hatta bazı tasarımlarda güç trafoları da tamamen ayrılmıştır. Dual Mono amplilerde en büyük avantaj, iki bağımsız kanaldaki sinyallerin birbirinden mümkün olduğunca yalıtılması ve bu sayede kayıtta yaratılmış ses sahnesinin olabildiğince korunmasıdır. Stereo amplilerin en belirgin avantajı ise görece düşük maliyetleridir.

  • Analog ve dijital audio nedir?

    Analog sözcük anlamı olarak aslına özdeş demektir. Ses terminolojisinde kayıt ve dinleme sırasında elektriksel sinyalin tıpkı ses dalgaları gibi kesintisiz olduğunu belirtir. Dijital sözcüğü sayısal anlamına gelir ve dijital audio da sayısal ortamda saklanan veya yayımlanan ses demektir. Dijital ses sinyalleri analog orijinallerinden veya doğrudan canlı kayıt sırasında analog-dijital dönüştürücüler ile çok sayıda komşu dilimlere bölünerek sayısallaştırılır. Bu dilimlerin çokluğu seste kalitenin yükselmesini sağlar. Dijital ses sinyalleri dinlenmek istediğinde yeniden dijital-analog dönüştürücüler ile analog elektriksel sinyale dönüştürülür. Örneğin tüm CD çalıcılarda bu dönüştürücülerden bulunur

  • Desibel (dB) nedir?

    İngilizce orijinali Decibel’in Türkçe söylenişidir. Ses seviyesindeki değişimin ölçümü ve ifadesinde kullanılır. 0 dB referans seviyesi insan işitme sınırını ifade eder.  Hifi dünyasında akustik ses basıncı ve elektriksel ses sinyali için farklı desibel skalaları vardır. Örneğin, elektriksel olarak her bir 3dB’lik değişim iki misli güç farkını belirtirken, akustik ölçümlerde her 6dB yaklaşık iki kat ses şiddet farkı yaratır.

  • SPL nedir?

    İngilizce Sound Pressure Level teriminin baş harflerinden oluşan kısaltmadır. Türkçede ses basınç seviyesi olarak adlandırılabilir.  Genel olarak bir ortamdaki ses şiddetini ifade için kullanılır. Ses dalgaları kaynaklarından itibaren hava moleküllerindeki titreşimin aktarılması ile iletilirler. Bu sırada bu dalgalar ilerlerken havayı sıkıştırarak ortamın normal hava basıncına ek bir basınç oluştururlar. Bu basınç ses basıncıdır.  Bilimsel olarak dB SPL biçiminde gösterilir. Aşağıdaki tablodan yaklaşık ses basınçlarına bakarak fikir edinebilirsiniz.

    Ses Kaynağı                                                 Yaklaşık ses düzeyi

    İşitme sınırı                                                                                       0 dB SPL

    1 metreden nefes sesi                                                                  10 dB SPL

    Gündüz ev içinde fon gürültüsü                                                   30 dB SPL

    1 metreden sakin konuşma sesi                                                40 dB SPL

    1 metreden televizyonda konuşma program sesi                   60 dB SPL

    1 metreden klasik müzik dinleme                                              80 dB SPL

    Yakından ana yol trafik gürültüsü                                               100 dB SPL

    Ortalama diskotek müzik seviyesi                                              110 dB SPL

    1 metreden av tüfeği sesi                                                             120 dB SPL

    Kulakta ağrı eşiği                                                                            130 dB SPL

    Kalıcı işitme kaybı eşiği                                                                 140 dB SPL

    Yakından jet uçağı kalkış sesi                                                     150 dB SPL

  • Watt nedir?

    Bir saniyede 1 Joule enerjinin üretim veya iletimini ifade eden güç birimidir. İngiliz bilim adamı James Watt’ın anısına bu ismi almıştır. Müzik sistemlerinde amplifikatörlerin çıkış gücünü ölçmek ve dile getirmek için kullanılır. Amplifikatörlerin watt cinsinden çıkış güçleri tipik olarak 8 Ohm direncinde bir hoparlör ve 1 kHz orta ses frekansı referans alınarak belirtilir.

  • RMS ve PMPO nedir?

    RMS İngilizce matematik ve mühendislik terimi olan Root Mean Square’in kısa ifadesidir. Ölçülebilir bir büyüklüğün zaman içinde gösterdiği ortalama değişimi belirtmek için yaygın olarak kullanılır. Analog ses ve görüntü tekniğinde tüm sinyaller pozitif ve negatif bileşenlerden oluşur. Bu da RMS ölçüm ve hesaplamayı daha geçerli kılar. Örneğin bir amplifikatörün birkaç milisaniye için pozitif bir sinyal uyarısı ile 1000W bir enerji yayınlayabilmesi onun 1000 Wattlık bir amplifikatör olduğunu göstermez.
    Geniş vadede müzik sinyali altında RMS hesaplamayla yapılan ölçüm o amplinin yaklaşık ortalama çıkış gücünü gösterecektir. Ancak bu ölçüt de tam anlamıyla sağlıklı değildir. Zira hoparlörler elektriksel sinyale basit bir direnç gibi yanıt vermeyen, aksine, karmaşık elektriksel sinyaller karşısında karmaşık davranışlar gösteren organizmalardır.
    PMPO İngilizce Peak Music Power Output terminin kısaltılmışı olarak kabul edilmektedir. Bu terimi kimin ortaya attığı veya tescil ettiği belli değildir. Audio cihazı tüketicilerini etkilemek üzere genel olarak tüketici elektroniği reklam yazarları tarafından kullanılır. Bir amplifikatörün nominal RMS çıkış değeri ile ilgisi olmayacak biçimde çok kısa bir an (genellikle 1–2 mikro saniye) için çıkış devrelerinin veya hoparlörün fiziksel zarar görme seviyelerinde verebildiği gücü belirtir. Doğal olarak bu sağlıklı ve dürüst bir ölçü değildir.

  • Amplifikatörüm ne kadar elektrik tüketir?

    Bu bütünüyle amplifikatörünüzün tasarım prensibi ve türü ile ilgilidir. Transistorlu ampliler tüplü amplilere oranla genel olarak daha verimli olduklarından, çıkış güçlerine oranla daha az şebeke gerilimine gereksinim duyarlar. Ayrıca transistorlu ve tüplü ampliler de kendi içlerinde tiplerine göre farklı düzeylerde enerji tüketirler. Tipik bir modern 2x100W transistorlu AB klas entegre ampli ortalama 200–250 watt enerji tüketirken, aynı güçteki bir A klas ampli ortalama 1000–1200 watt elektrik harcar. 2x 45W bir giriş seviyesi tüplü ampli ortalama 300–350 watt iken bu değer yüksek kaliteli A klas bir tüplü entegre için 700–800 watt seviyelerine çıkabilir

  • Amplim çok ısınıyor. Bu normal midir? Değilse ne yapmalıyım?

    Evet ve hayır. Hemen tüm ses yükselticileri çalışırken bir miktar ısı üretirler. Isı düzeyi yükselticinin tipine bağlı olarak büyük farklılıklar gösterir. Örneğin, yüksek verimli switch mode bir amplifikatör sıfır ısı üretirken, saf A klas bir amplinin soğutucularında 80–90 santigratları görmek olağandır. Ayrıca, bir amplinin ürettiği ısı çıkışındaki yükle de doğru orantılıdır. Örneğin, 85-86dB verimliliğindeki bir hoparlörü konser düzeyinde dinlemek için yüklendiğinizde, talep ettiğiniz volümü sağlamak için zorlanan ampliniz olağandan daha fazla ısınacaktır. Öte yandan, düşük empedanslı (2–4 Ohm) hoparlörler daha yüksek empedanslı (8–16 Ohm) hoparlörlere oranla daha fazla ısıya neden olurlar. Amplinizin doğal çalışma ısısını tanıyorsanız normalden belirgin biçimde yüksek ısılar fark ettiğinizde gözden geçirmeniz gereken bazı noktalar şunlardır;

                                                                   i.      Amplinizi gerçekten tanıyor musunuz? Tasarımı gereği yukarıda söz ettiğimiz biçimde doğal olarak sıcak çalışan bir ampli olabilir. Bu durumda tek yapmanız gereken ona uygun havalandırma ve çalışma koşulları sağlamak.

                                                                  ii.      Yeterli havalandırma var mı? Amplinin tipine göre yanlardaki soğutucular ile veya orta bölümden hava sirkülasyonu gerekiyor olabilir. Bunun için kullanma kılavuzunuzu dikkatle okuyun. Ayrıca yanlardan ve üstten en az 8-10cm boşluk olduğundan emin olun. Ayakları ince olan diğer cihazlarınızı doğrudan ampli üzerine koymaktan kaçının. Amplinizi şıklık uğruna tam onun ölçüsüne uygun yaptırdığınız mobilya içinde boğmayın. Amplifikatörler ısı konusunda tıpkı otomobiller gibidir; verimli çalışmak için belirli bir düzeyde ısınmaları gerekir ancak fazla ısı da arızalanmalarına neden olabilir.

                                                                iii.      Hoparlör kablolarınız amaca uygun ve yeterli kesitte mi?  Taşıdıkları yüke oranla çok ince seçilmiş hoparlör kabloları, özellikle de uzunca iseler ampli çıkışında normalden yüksek bir direnç oluştururlar ve bu da normalden fazla ısınmaya neden olabilir. Örnek olarak, kanal başına 80–100 watt ve üzerinde güç sağlayan bir amplifikatörü modern bir hoparlör ile kullanırken 2x2,5 mm kesitinden daha ince bir hoparlör kablosu kullanmanızı önermeyiz. Ayrıca, müzik sistemlerinde kullanılan kabloların metalürjisi de oksitlenmeyi önleyecek biçimde olmalıdır. Sıradan elektrik kabloları kısa zamanda oksitlenip, olağanüstü yüksek iç direnç düzeylerine erişir ve bu da yukarıda belirttiğimiz biçimde yüksek ısıya neden olabilir.

                                                                iv.      Şebeke elektriğiniz temiz ve doğru voltajda mı? Şebeke voltajındaki düşüklükler çoğu amplinin fazla ısınmasına neden olur. Besleme devresi düşük voltajdan kaynaklanan kaybı dengelemek için daha fazla akım çekme eğilimi gösterir ve bu da sonuçta besleme devresinin çok ısınmasına neden olur. Bunu önlemek için şebeke voltajınızı sisteminizi kurmadan ölçtürün ve gerekiyorsa elektrik tesisatınızda iyileştirmeye giderek bu öncelikle sorunu çözün.

                                             v.   Cihazının teknik bir sorunu olabilir mi? En kötü senaryoda amplinizde bir bozukluk nedeni ile ısınma olabilir. Çoklu transistor grubunda yanmış bir çıkış transistoru, soğutucudan gevşemiş bir transistor veya devrelerde yanmış parçalar da fazla ısınmaya neden olur. Bu gibi durumlarda genellikle ses kalitesinde belirgin bir bozulma veya cihazdan gelen normal dışı kokular da dikkat çeker. Zaman yitirmeden servisle temasa geçmekte yarar var.

  • Class A, B, AB, C, D, G ve H ne demektir?

    Ses sinyali elektriksel ve akustik ortamda pozitif ve negatif yönde salınım gösteren dalgalardan oluşur. Amplifikatörde sinyal yükseltilirken kullanılan yöntem ampliler arasında bir tür sınıflandırmayı gerektirmiştir. Bu sınıflandırma A, B, C, D,… gibi isimlendirmelerle anılır. Her bir tasarım sınıfının kendine has avantaj ve dezavantajları vardır. Kısaca özetleyecek olursak;

                                                                   i.      Class A: Bu tür tasarımlarda kaynaktan gelen sinyal yükseltilirken tek bir çıkış elemanı tarafından dalga bütünlüğü korunarak işlenir. Çıkış transistoru veya tüpünün kalitesi ve devre tasarımına bağlı olarak orijinal dalga formu en iyi şekilde korunur ve seste akıcılık ve bütünlük en üst düzeydedir. Girişte sinyal olsun veya olmasın sürekli olarak sabit bir akım çektiklerinden oldukça yüksek bir çalışma ısıları vardır.

    1.       Avantajları: Doğal ve yumuşak ses kalitesi. Tüplü cihazlar kadar organik ses sahip olmasına rağmen mümkün olan en düşük distorsiyon düzeyi. Son derece sıcak, hızlı ve kontrollü bas performansı. Hoparlör seçimi konusunda en kolay müşteri. Çok rahat ve otoriter hoparlör kontrolü. Mükemmele yakın akustik sahne yaratımı.

    2.       Dezavantajları: Yüksek çalışma sıcaklığı. Yüksek elektrik tüketimi. Yüksek güçlü tasarımlarda büyük ve ağır cihazlar. Yüksek fiyat.

                                                                  ii.      Class B: Class B amplilerde elektriksel verimliliği artırmak amacı ile çıkış transistorları giriş sinyalinin yalnızca pozitif veya negatif yarısını yükseltir. Çiftler halinde sinyalin her bir yarısı birleştirilerek tam ses sinyali çıkışa verilir. Burada her bir transistor sadece kendi çalışma bölgesinde elektrik aldıklarından Class B ampliler Class A cihazlara göre daha az ısınır ve daha verimli çalışırlar. Bu tip amplilerde en büyük sorun pozitif ve negatif sinyal bölgeler arasında geçiş sırasında oluşan senkron bozukluğu nedeniyle ortaya çıkan bozulmadır. Buna crossover distorsiyonu denir. Bu distorsiyon nedeniyle genellikle odyofil tasarımlar yerine endüstriyel uygulamalarda yer bulurlar.

    1.       Avantajları: Elektrik tüketimi bakımından yüksek verim. Küçük ve hafif cihaz tasarımlarına elverişlilik. Düşük ısı üretimi.

    2.       Dezavantajları: Yüksek distorsiyon. Karmaşık müzik pasajlarında kabul edilemez ses kalitesi.

                                                                iii.      Class A/B: Temel olarak Class B amplilerin geçişli ve tamamlayıcı çıkış katlarının özel olarak düzenlenerek belirli bir sinyal yüksekliğine kadar Class A biçiminde çalışabilmesini sağlayan ampli topolojisidir. Burada, çıkış transistoru veya tüpünün bias akımı sinyal yokluğunda (Class B’nin aksine) kapanmadan çok düşük bir bias akımıyla canlı tutulacak biçimde ayarlanır ve cihazın crossover distorsiyonundan etkilenmemesi sağlanır. Bu ampli tipi ticari üretimler arasında en yaygın kullanılan tasarımdır.

    1.       Avantajları: Yüksek elektriksel verimlilik. Başarılı tasarımlarda yüksek ses kalitesi. Düşük ısı yayımı. Küçük ve hafif cihazlar üretmeye elverişlilik.

    2.       Dezavantajları: Class A tasarımlar kadar yüksek ses kalitesine sahip değildir. Dikkatsiz tasarım ve kalitesiz malzeme ile felakete dönüşebilir.

                                                                iv.      Class C: Giriş sinyalinin yüksekliğiyle orantılı olarak çıkış elemanlarını devreye sokan bir ampli tasarımıdır. Genellikle telekomünikasyon, telsiz ve yalnızca konuşma bandında çalışması öngörülen diğer ses sistemlerinde kullanılır. Hi-fi müzik sistemlerinde kullanılmaz.

    1.       Avantajları: Pilli ve taşınabilir iletişim cihazlarında yüksek enerji verimliliği sağlar.

    2.       Dezavantajları: Ses kalitesi genel olarak ayarlandığı orta dar bant dışında oldukça düşüktür.

                                                                  v.      Class D: Giriş sinyalinin kare dalga formunda darbeler üzerine bindirilerek elde edilen yükseltme prensibini kullanan ampli topolojisidir. Kare dalga taşıyıcının yarattığı distorsiyon çıkış aşamasından hemen önce özel bir filtre devresi ile süzülerek temiz sinyal elde edilir. Kare dalga modülasyonunun frekansı ve temizliği ile orantılı olarak başarılı tasarımlar yapılabilmektedir. Gittikçe yaygınlaşan bu ampli tipi aktif subwoofer yüksek güçlü anons sistemleri gibi geniş bant ses kalitesinin hayati önem taşımadığı sistemlerde başarı ile kullanılmaktadır. Son yıllarda geleneksel doğrusal ampli tipleri ile modülasyona dayalı Class D prensibi arasında rekabet gittikçe artarken ses kalite farkı da azalmaktadır.

    1.       Avantajları: Oldukça yüksek verimlilik. Çok küçük boyutlardan yüksek güçler alabilme. Son derece serin çalışma. Taşınabilir ve pilli cihazlarda esnek tasarımlara olanak verme. Yeterince yüksek frekanslarda modülasyon yapıldığında oldukça geniş çalışma bandı ve yüksek ses kalitesi.

    2.       Dezavantajları: Pek çoklarına göre lineer ampli tasarımlarına göre agresif ve kaba bir ses. Orta seslerde belirgin bir soğukluk. Karmaşık müzik pasajları ve çok katmanlı analog enstrümanlarda yetersiz detay çözümü.

                                                                vi.      Class G: Bu ampli tasarımı temel olarak Class A/B amplilerin çıkış felsefesi ile kademeli bir besleme devresinin bileşiminden oluşur. A/B tasarımlardaki sabit besleme gerilimi yerine girişteki sinyalin genliğiyle orantılı olarak çıkış elemanlarının ihtiyaç duyabileceği voltaj kademeleri önceden seçilir. Bu şekilde elektriksel olarak daha verimli bir çalışma sağlanmış olur. Bu topoloji daha çok profesyonel seslendirmede kullanılan amplilerde yaygındır.

    1.       Avantajları: Çok az elektriksel kayıp. Çok düşük ısı yayımı. Yüksek ses kalitesi. Küçük boyutlu ve hafif  tasarımlar.

    2.       Dezavantajları: Başarısız tasarımlarda hızla değişen sinyal genliğine ayak uyduramayan voltaj seçimi sonucu sık sık genlik distorsiyonuna girilmesi. Pahalı ve onarılması güç cihazlar.

                                                               vii.      Class H: Class G tasarımlara benzerler ancak burada çıkış elemanlarının besleme voltajı girişteki sinyalle orantılı olarak kademesiz veya çok sayıda kademe ile daha hassas kontrol edilir. Bu tür ampliler genellikle yüksek güçlü ve aşırı pahalı high-end ampliler ile profesyonel tur amplilerinde kullanılır. Birçok versiyonunda klasik analog besleme katı yerine yüksek frekanslı switch mode devreler kullanılır.

    1.       Avantajları: Elektriksel olarak bilinen en verimli tasarımlardan biridir. Hafif ve küçük ampliler üretmeye olanak verir.

    2.       Dezavantajları: Düşük bütçeli tasarımlarda yüksek THD. Odyofil hedeflere uygun olmayan ses kalitesi. Pahalı ve onarılması güç cihazlar.

  • Hibrid ampli nedir?

    Solid state ve tüplü bileşenlerin birlikte kullanıldığı ampli tasarımlarıdır. Genellikle entegre amplilerde ön yükseltici ve çıkış katlarından birinin solid state ve diğerinin tüplü olduğu yaklaşımlar yaygındır. Her iki tür tasarımın en güçlü yanlarını birleştirip, zayıf yanlarından sakınmayı amaçlayan ampli tipleridir.  Pre-ampli katının tüplü, çıkış katının da solid state olduğu tasarımlarda, tüplü cihazların yumuşak ve organik ses imzası ile transistorlu amplilerin kontrollü güç karakteristiği birleştirilmeye çalışılır. Giriş katı transistorlu ve çıkış katı tüplü olan tasarımlar çok daha nadir görülse de temel olarak aynı amaç söz konusudur. Başarılı tasarımlar ne yazık ki çok az sayıdadır. Genel olarak amaçlananın tersine tüplü ve transistorlu prensiplerin problemlerini barındıran cihazlar çoğunluktadır.

  • Distorsiyon nedir? Tipleri nelerdir? Değişik tipleri müziği nasıl etkiler?

    Distorsiyon bir şeyin orijinal halinden eksilme, ekleme veya farklılaşma olgusunun genel adıdır. Hifi dilinde orijinal müzik sinyalinin cihazlar ve akustik nedeni ile bozulmasını belirtmek için kullanılır. Orijinal sinyalden farklılaşma yüzde ile belirtilir. Genel olarak müzik cihazlarında kaliteyi belgelemek için kullanım kılavuzlarında veya broşürlerde sıkça boy gösterse de, işitilen ses kalitesi hakkında sağlam bir ölçüt oluşturmaz. Örneğin audio tarihinin klasikleşmiş pek çok tüplü cihaz tasarımlarında %2-3’lere varan distorsiyon görülür ki bu günümüz ucuz tüketici elektroniği standartlarıyla bile facia bir değerdir. Oysa pek çoklarına göre bu cihazlar çoğu çağdaş tasarımdan çok daha müzikal bulunmaktadır. Distorsiyon hi-fi severler arasında düşman olarak görülse de bazı alternatif alanlarda örneğin elektro gitar çalanlar arasında vazgeçilmez bir araç olarak görülür ve hatta eski analog distorsiyon pedallarının çağdaş dijital replikaları yüksek fiyatlardan alıcı bulur. Hifi terminolojisindeki başlıca distorsiyon tipleri:

                                                                   i.      Genlik distorsiyonu: Elektronik ortamda bir cihazın veya hoparlörün sağlıklı çalışma sınırları aşıldığında ses dalgalarının alt ve üst uçlarında ortaya çıkan kesilmelerdir. Bu kesilmeler küçük miktarlarda olduğunda seste bir karıncalanma etkisi yaratırken, bu oran büyüdüğünde hırıltıya dönüşür. Amplifikatörlerin sesi çok fazla açılarak veya hoparlörlerin güç kapasitelerine yaklaşarak sınırlar zorlandığında genlik distorsiyonu kabul edilebilir düzeyin üzerine çıkar ve kaliteli ampliler kendilerini korumaya alarak sesi keser. Akustik ortamda ise genlik distorsiyonu müzik dinlenen kapalı ortamda sesin emilme oranının gerekenden çok az ve ses seviyesinin çok fazla olduğu durumlarda harmonik distorsiyonla birlikte çınlama biçiminde duyulur. Bu tür distorsiyonu önlemek için genellikle sisteminizin tasarlandığı makul ses seviyelerinde müzik dinlemek yeterli olacaktır.

                                                                  ii.      İntermodülasyon distorsiyonu: Müzik sinyali içerisinde diğerlerine göre çok baskın olan bir frekans bölgesi diğer daha zayıf olan sesleri etkileyerek kendi dokusal yapısını empoze eder. Örmeğin yüksek volümde kaydedilmiş tipik bir reggae şarkıda bas gitar armoninin ana gövdesini oluşturur ve çok kuvvetli olduğu anlarda bas davul sesini etkileyerek “modüle” eder. Bu tür distorsiyonda baskın frekansların içeriğine bağlı olarak seste bulanıklaşma, hırıltı ve ritim duygusunda bozulmalar oluşabilir. Genel olarak elektronik cihazlardan çok akustik olarak hoparlörlerde ve dinleme odasının kendisinde yıkıcı olarak ortaya çıkar. Kötü tasarlanmış ve üretilmiş ucuz hoparlörlerde bas sürücülerin mid ve tiz sürücüleri fiziksel olarak titreştirmesiyle özellikle düşük seviyeli ayrıntıların kaybolmasına ve müzikte sahnenin belirsizleşmesine yol açar. Bu tür distorsiyonu önlemek için daha kaliteli ürünlere yönelmek en sağlıklı yol olacaktır.

                                                                iii.      Frekans distorsiyonu: Amplifikatörler farklı frekans bölgelerini farklı güçlerde yükselttiğinde veya hoparlörler farklı ses bölgelerinde elektriksel sinyale farklı şiddetlerde yanıt verdiklerinde ortaya çıkan distorsiyon türüdür. Modern ses elektroniği cihazlarında hemen hemen hiç görülmezken pek çok düşük bütçeli hoparlör tasarımının kurtulamadığı bir hastalıktır. Düşük seviyeli frekans distorsiyonu özellikle akustik enstrümanlar ve vokalde sesin doğallığını yitirmesine neden olurken, daha yüksek düzeylerdeki frekans distorsiyonu büyük orkestra performanslarında kabul edilemez boyutlarda bozulmalara yol açar. Sesin tonu ve dengesi değişir, vokaller tanıdığınız sanatçının sesine tam benzemez. Öte yandan müzik dinlediğiniz mekan da frekans distorsiyonunun en büyük suçlusudur. Zira evlerimizdeki hemen hiçbir oda özel olarak müzik dinlemek için tasarlanmadığından her odanın kendine has bir ses karakteri, yani farklı frekanslara farklı şiddette yanıtı vardır. Böyle olunca bazı odalarda alt baslar uğuldarken bazı odalarda çok fazla kumaş ve perdeden dolayı tiz sesler fazlaca yutulabilir. Hoparlörlerin doğru yerleştirilmesi de bu tür distorsiyonu önemli ölçüde azaltacaktır. Bu tür distorsiyonu önlemenin en geçerli yolu özellikle hoparlörlerde bütçenizin el verdiği en kaliteli ürünü almaktır. Ayrıca müzik dinlediğiniz odanı akustik olarak iyileştirilmesi için uzmanlardan görüş ve teknik destek alabilirsiniz.

                                                                iv.      Harmonik distorsiyon:  Bu distorsiyon türü hem elektronik hem de akustik ortamda görülür.  Her tür hifi cihaz girişindeki müzik sinyalinde hakim olan frekansların tek ve çift katlarını artan veya azalan doğrultuda üreterek asıl sinyale katar. Örneğin bir amplifikatöre 1kHz test sinyali (eskiden TV yayını başlamadan önce ekranımızdaki test resmi ile birlikte duyduğumuz ses) verdiğimizde cihaz 2kHz, 4kHz ve 8kHz gibi çift harmonikleri, 3kHz, 6kHz ve 9kHz gibi tek harmonikleri asıl sinyale ekler. Bu harmonik bileşenler ana sinyale oranla çok çok düşük güçtedir. Elbette bu istenen bir durum değildir ve hiçbir cihaz bunu yapmak üzere üretilmez. Yine de tasarım ve üretim kalitesi yükseldikçe azalan bir orantıda olmak üzere hemen her elektronik cihazda görülür. Harmonik distorsiyon müzik dinlerken çok çeşitli sorunlara yol açmakla birlikte, bunların en önemlisi gerçeklik ve odaklanmanın kaybolmasıdır. Örneğin bir elektrogitar ustasının yıllar süren olgunlaşma sürecinin ardından rafine ettiği kendine has tınısı yüksek harmonik distorsiyon sorunu olan bir sistemde bambaşka bir tınıya dönüşür. Zira, bütünüyle aynı yapıda gitarlar çalan pek çok müzisyenin imza tınılarını oluşturan şey, aralarındaki çok küçük harmonik farklardır. Bu tek enstrümandaki bozulmayı bir de koskoca senfoni orkestrasında düşündüğünüzde sorun çok daha ciddileşir. Özellikle klasik müzik ve büyük orkestra eserlerini sık sık canlı dinleyen müzikseverlerin evde müzik dinlerken diğer dinleyicilere göre daha müşkülpesent bir görüntü çizmelerinin arkasında yatan da genellikle bu fenomendir. Bu tür distorsiyon akustik olarak da hoparlörler ve müzik dinlediğimiz mekan tarafından da üretilir. Bas sürücülerin konileri materyal kalitesine bağlı olarak doğrusal olmayan hareketler yaparlar. Yani teoride öngörüldüğü gibi tam olarak ileri-geri piston hareketi değil, lunaparklardaki balerin oyuncağına benzer biçimde yalpalı bir hareket yaparlar. Bu durum yüksek güçlerde daha da artar. Böyle olunca ampliden gelen asıl müzik sinyalinin yanında konideki yüzey kırılımları oluşan yapay sesler de müziğe eşlik eder. Ayrıca geleneksel kabin tasarımlarının zaaflarından ötürü özellikle düşük frekanslarda kabin içinde durağan dalgalar oluşur. Bunlar asıl sinyale katıldığında istenmeyen bir uğultuya neden olan bir tür harmonik distorsiyon üretir. Bu sorunu bir avantaja dönüştürmek isteyen Uzakdoğulu elektronik üreticileri seksenli yıllardaki hoparlör üretimlerinde bunu ortadan kaldırmak yerine, kullandıkları bas sürücülerin bas üretme zaaflarını örtmek için kasıtlı olarak durağan dalgalardan yararlandılar. Solid state cihazlarda daha yaygın olan çift harmonikler istenmeyen bir karakter yaratırken, tüplü cihazlarda hakim olan tek harmonikler genellikle dinleyici tarafından “sıcak ve organik” karakter olarak nitelenir. Tipik bir transistorlu amplide on binde birler düzeyinde distorsiyon rahatsız edici olabilirken, tüplü cihazlarda çok tipik olan yüzde birlik distorsiyon bu nedenden dolayı hoş bulunabilir. Harmonik distorsiyondan korunmanın yolu mümkün olduğunca kaliteli ürünler satın almaktır.

                                  v.   Faz distorsiyonu: Genellikle hoparlörlerde meydana gelir. Hoparlörlerin içinde bulunan ve müziği farklı frekanslardaki bölümlere ayırarak ilgili sürücüye aktaran crossover devresi bu tip distorsiyona neden olur. Crossover devrelerinin pek çok farklı tipi ve her bir tipin güçlü ve zayıf yanları vardır. Crossover tipine bağlı olarak, müziği oluşturan farklı frekanslardaki notalar devre içinde zamansal olarak gecikmeye uğrar. Bu gecikme de orkestradaki enstrümanları müzik dinlediğimiz ortamda konumlandırırken yer değişikliklerine yol açar. Daha az devre elemanı kullanan ve yalın crossover prensipleri daha az faz distorsiyonuna neden olurlar. Ancak bu tip devrelerin de sınırlı güç kapasitesi gibi başka zayıflıkları vardır. Faz distorsiyonunun en belirgin işareti aynı eseri kulaklıkla ve hoparlörlerden dinlediğimizde gözlenen sahne yerleşim farklarıdır. Kulaklıklarda büyük çoğunlukla ayırıcı devre olmadığından sahne mükemmeldir. Bu şekilde hoparlörlerinizdeki faz distorsiyonunu kolaylıkla denetleyebilirsiniz.  Bu tür distorsiyondan sakınmanın en güvenilir yolu amaca uygun tasarlanmış hoparlörler ve hatta mümkünse içinde crossover bulunmayan, tek sürücülü full range hoparlörler kullanmaktır.

  • THD nedir?

    İngilizce Total Harmonic Distortion teriminin kısa kullanımıdır. Müzik elektroniği cihazlarının yapısal özelliklerinden dolayı asıl müzik sinyalinin türevleri olarak sentezledikleri tek ve çift harmonik sinyaller ile devrelerin kendi iç elektriksel gürültü toplamının asıl sinyale oranıdır. Kullanım kılavuzlarında yüzdelik biçimde belirtilir. Bu sayı büyüdükçe müzikte aslına sadakat da azalır. THD düşük olması istenilen bir sonuç olsa da bu veri ses kalitesi için tek başına fikir vermez. Bir cihaz ne kadar iyi tasarlanmış ve üretilmişse THD o denli düşük olacaktır. Günümüz yarı iletken teknolojisi bu tür distorsiyonu rahatlıkla kontrol altında tutabilmeye olanak vermektedir. THD’ dan kaçınmak kaliteli cihazlar kullanıp, şebeke elektik kalitesini kaliteli kablolama ve gerekirse özel cihazlar kullanarak kontrol altında tutmakla mümkündür.

  • Mikrofoni nedir?

    Müzik sistemlerinde kablolar sinyal iletimi sırasında titreşim, gerilme ve bükülme gibi bazı dış etkenlerle karşılaşırlar. Bu fiziksel etkilerin her biri kabloların kaynaktan alarak ilettikleri sinyalin dışında kendi başlarına düşük de olsa bir elektrik üretmelerine neden olur.  Bu durum özellikle çok düşük akım ve voltajın iletildiği pikap, mikrofon ve enstrüman sinyallerinde belirgin sorunlara yol açar. Kablonun üretildiği materyaller, metalürjisi, geometrisi ve yalıtım yapısına bağlı olarak her kablo farklı düzey ve tiplerde mikrofoni özelliği gösterir. Ayrıca tüplü müzik cihazlarının bir bölümü de vakum tüplerin içindeki flamanların ses ve sarsıntıdan etkilenmesi sonucu mikrofoni gösterirler. Tüplü cihazlarda mikrofoniyi önlemek için masif ve titreşim yutucu şasiler kullanılır. Ayrıca satın aldığınız vakum tüplü cihazlarda mikrofoni sorunu yaşıyorsanız vibrasyon yutucu tüp halkalarını kullanabilirsiniz. Kablolarda oluşan mikrofoniyi önlemenin ilk yolu yapısal olarak mikrofoniden etkilenmeyen kablolar satın almaktır. Bunun ötesinde aktif bias elektriksel yalıtım özelliği olan kablolar kullanmak da bu sorunu kökünden çözecektir.